27 Şubat 2011 Pazar

Anılarım

92-93 sezonuydu sanırım.Türkiye kupasında 2. ya da 3. turda Ankaragücü ile eşleşmiştik. (Arşivleri inceledim, TFF arşivinde yok.http://www.tff.org/default.aspx?pageID=411).
Maç Ankarada.Soğuk bir hava,yağmur ha yağdı yağacak.Her ihtimale karşı şemsiye aldım seyyar satıcılardan.Maç 15.00 de ben 12.15 de 19 Mayıs Stadının oradayım.Havayı koklayacağım,Denizliden gelenlerle kaynaşacağım filan,maçın havasına gireceğim aklımca.Baktım ortalıkta kimseler yok.2 tur attım stadın çevresinde hala kimseler yok.Dayanamadım içeri girdim maça 1-1,5 saat kala.Tribünlerde benden başka sadece 5-6 polis var.Zaman ilerledi,Ankaragüçlüler içeri girmeye başladı.Futbolcular ısınmaya çıktı,bizden kimse yok hala.Maç çarşamba günü.Bizden sonrada Gençlerbirliği-Samsunspor kupa maçı var.Bizim tribüne girenler oldu hep Samsunspor taraftarı.Saymadım ama 30 kişi kadardı.Muhabbet ettik,Denizlisporu destekleyeceklerini söylediler sende bizi desteklersin ama diyede takıldılar.Maç başladıktan 10-15 dakika sonra bir Denizlisporlu belirdi.Ankarada üniversitede okuyormuş,adı galiba Selman'dı.Neyse maça geçelim artık.
Maç başladı,atak üstüne atak yapıyoruz.1-0 öne geçtik.Sonra bir gol daha attık 2-0 oldu maç.Çok pozisyon yakalıyoruz ama cömertce harcıyoruz.Mecnun boş kaleye atamadı bir tane,kaç kere havaları dövdü ( Sonraki vukuatları çıkınca acaba maçı sattımı diyede düşünmeden edemedim).
Dakika 90 ve 2-0 öndeyiz.Biz skorbordun altındayız hemen.Şöyle kafamı kaldırdım boynum koparcasına skorborda bakmak için 90. dakikada durdu ve 2-0 öndeyiz.Hakem 3-4 dakika uzatma verdi.90. dakikayı saniyeler geçe Ankaragüçlü futbolcu ellerini bizim oyuncunun sırtına bastırarak sıçradı ve kafayı çaktı.2-1 oldu.Gözümüzün önünde oldu pozisyon açık net fauldü.Bir kaç dakika sonra Ankaragüçlü futbolcu topla dışarı çıkacaktı ellemese bizimkiler,aut çizgisinin yarım metre içinde bizim oyuncunun ayaklarına takılarak düştü ve hakem penaltı verdi.Tartışmalı bir pozisyondu,tekrar tekrar seyretmek lazım.Pozisyon gözümün önünde hala ve bana göre inandırıcı değildi penaltı.Sonuçta penaltıyı gole çevirdiler ve normal süresi 2-2 bitti maç.Uzatmalarda bizimkiler moralmen çökmüş vaziyette olmalarına rağmen yinede öne geçebilecek pozisyonlar buldular ama atamadık.Ankaragücü uzatmada bir gol daha attı ve maalesef 3-2 yenilerek elendik.Tek maçlı eleme sistemindendi maç.
Maçtan sonra Gençlerbirliği-Samsunspor maçınıda seyrettim o soğukta,oradan çıkıp hemen yandaki Atatürk kapalı spor salonunda Türk Telekom'un yabancı takımla avrupa basket maçının 2. devresinide izledikten sonra saat 23 gibi ablamın evine gittim.
Koskoca stadta benden başka 5-6 polis onlarda öbür tarafta olması (o koca stadta tek başına hissi),önce çok sevinip sonra çöküntü,90. dakikada kafamı kaldırıp skorbordda 2-0 ı ve saatin durmasını görmek,Ankaragücünün attığı 1. ve 2. gol (penaltı pozisyonuda dahil) ve mecnunun boş kale yerine dışarı atması topu hala gözümün önünde.
Maç bittikten sonra protokol tribünün orada Yamuk Ali'yi gördüm uzaktan o kadar.Bir de söylediğim üniversite okuyan genç arkadaş.Başkada bizden kimseyi görmedim.

Yıllar önceydi,84-85 sezonuydu galiba,Jupp Derwall yönetimindeki Simoviçli galatasaraya karşı İstanbulda 1-0 kazanmıştık.Simoviç ilk 4 maçta bana ilk golü kim atarsa 200 bin liralık saat hediye edeceğim demişti.Daha sonra golümüzü atan Şarlo Mehmet'e 200 bin lira değerindeki saati hediye etmişti.
O sene galatasaray çok sükseli transferler yapmıştı.Sezon başlamadan galatasaray şampiyon ilan edilmişti neredeyse.O yıllar her hafta spor toto oynardık.Ben bizim maça 2 yi çakmıştım hemen.Rahmetli babam dediki;''Hem şöyle transfer yaptılar böyle transfer yaptılar diyorsun birde 2 veriyorsun'' dedi.O 2 yi sıfıra çevirdim.Oysa yanına bir kolon daha oynasam olacak.2. ligden bir maç daha yatırdı ve 11 tutturduk.12 olsa daha güzel olacaktı